Eğer tek bir hap içilmesi unutulmuşsa en kısa zamanda unutulan hap içilmeli ve takip eden haplara yine aynı saatte ve gününde devam edilmelidir. Ek bir doğum kontrol yöntemi uygulanmasına gerek yoktur. Eğer ardarda 2 gün hap içilmesi unutulursa takip eden 2 gün 2’şer tane hap alınır ve ek bir korunma yöntemi uygulaması önerilir. Eğer 2’den fazla hap içilmesi unutulursa paket kullanımı sonlandırılmalıdır.

Doğum sonrası lohusalık süresi olan 6 hf süresince  ilişki yasaklanmalıdır.Daha sonraki dönemde bebeğini emzirmek istemeyen anneler doğum kontrol hapına başlayabilir. Emziren anneler ise düşük doz progesteron içeren doğum kontrol hapları (minipill) kullanabilir. Rahim içi araç doğumdan 6 hafta sonra takılabilir. Daha fazla çocuk istemeyen çiftler cerrahi yöntemleri ( tüplerin bağlanması ) tercih edebilir.

Tüplerin bağlanması sadece yumurtalıklardan salınan yumurta hücresinin kanalda ilerleyerek sperm hücresiyle buluşmasını engeller, kanallar kapatıldığı için döllenme gerçekleşemez. Bu işlem esnasında yumurtalıklara dokunulmadığı için yumurta üretimi devam eder ve adet düzeni normal seyrinde gerçekleşir.

Spiral ( bakırlı veya hormonlu) bu dönemde uygulanabilecek ideal bir doğum kontrol yöntemidir. Menopoza girildiğine emin olunduktan sonra spiral çıkartılabilir.
 
35 yaş üstü ancak sigara içmiyorsanız menopoza kadar doğum kontrol hapı kullanılabilir.
 
Prezervatif, aylık veya 3 aylık iğneler, tüplerin bağlanması da bu dönemde tercih edilebilir.

Gebe olup aynı anda adet göremezsiniz. Adet kanaması olarak tanımlanan kanamalar gebeliğin oluşmasından başlayarak fetusun büyümesi sırasında endometriumda kan damarlarının açılması veya plasenta denilen bebeğin son kısmının ayrılması sonucu olan kanamalardır. Bazı kadınlar bu lekelenme şeklindeki kanamayı adet kanaması ile karıştırabilirler.Bu kanama durumunda doktora düşük tehditi açısından müracaat etmek gerekir. Bu kanamanın miktarı adet kanamasının miktarını geçiyor ise veya parça düşürme söz konusu ise düşük yapma durumu söz konusu olabileceğinden  acilen doktoru aramak gerekir.

Nerede doğum yapacağınıza göre değişir. Gene sizin titizlik derecenizde seçeceğiniz malzemeleri belirler. Hastaneye giderken bebek ve sizin için gereken malzemeler yanında, bir otelde olması gereken malzemeleri de götürebilirsiniz. Kendi havlunuz, çarşafınız, sabununuz, bardak, çatal, kaşık gibi malzemeleri de götürebilirsiniz. Ancak bütün bunlar hastane tarafından temin edilen malzemelerdir. Dolayısı ile sizin yanınıza aşağıdaki malzemeleri almanız genel olarak yeterli olur: • Gecelik (iki adet) • Islak mendil (bir paket) • Enerji verebilecek kuru kayısı, ceviz, muz gibi yiyecekler. Şekerleme • Dergi ve gazete • Yeterli iç çamaşırı • Fotoğraf makinesi veya videokamera • Küçük DVD player veya diz üstü bilgisayarı (Eşiniz için) • Kimlik ve cüzdan ve nakit para (taksi vs gerekebilir) • Bebek için ilk giysileri (Hastane doğum sonrası bebeği giydirir, ancak daha sonra bebek size verilirken kendi giysilerinizi giydirmek isteyebilirsiniz) • Emzirme için uygun sütyen 2-3 adet • Çorap 2-3 adet • Tuvalet malzemesi – Diş fırçası, tarak, şampuan vs. Bu arada eşinizi unutmayın. Eşiniz için de eşofman veya pijama, çamaşır, tıraş makinesi, tıraş köpüğü, iç çamaşırı ve ekstra kıyafet bulundurabilirsiniz. Eğer eviniz yakında ise eşiniz kendi başının çaresine bakabilir.

Sigara bebek ve anne için zararlıdır.Gebeliğin hiç bir döneminde sigara içilmesi doğru değildir.Sigara içilmesi damarlar üzerinde etki edip, büyümenin yavaşlamasına neden olabilir. Sonuçta ne kadar erken bırakırsanız, o kadar yararlı olur.

Siz aç bile kalsanız bebeğiniz yeterli gıdayı sizin kan dolaşımınızdan alacaktır. Bebeğin kalori ihtiyacı ilk 3 ayda zaten çok azdır. Üçüncü ayda bebek hala 200 gr bile olmamıştır. Dolayısı ile sizin depolarınız bebek için yeterlidir. Ancak bebek sinir sistemi için folik asite ihtiyaç vardır. Bu nedenle içinde folik asit olan bir multivitamin kullanmanız yararlı olur. Bunu da bulantınızın en az olduğu saatlerde alınız. Böylece vitaminin vucutta kalmasını sağlamış olursunuz.Ancak bazen bulantı ve kusmalar çok aşırı dereceye varabilir.O zaman idrarda aseton testi yapılır.Aseton yani keton müsbet çıkarsa doktora müracaat etmek gerekir.

Çiftlerin yaklaşık %15'inde infertilite durumu gözlenmektedir. Bu çiftlerinde %15 inde  kadın faktörleri değerendirildiğinde rahim, tüpler, yumurtalık ve endokrin çevrenin net bir patolojisi görülmemektedir. Diğer olgularda ise kadın infertilitesi ya da erken infertilitesini açıklayabilecek problemler görülebilmektedir. Erkeklerde sperm sayısında azalma, sperm konsantrasyonunda azama, morfolojinin bozuk olması, sperm hareketlerinin yetrsiz olması ya da spermlere yönelik blokan antikorların ulunması gibi problemler gözükebilmektedir. Ayrıca azospermi olarak adlandırılan olgularda sperm örneğinde sperm görülmemektedir. Bu olgularda küçük bir ihtimalle testisten sperm öncü hücrelerinin varlığının araştırılması önerilebilmektedir.
Kadınlarda rahim patolojileri, rahimin yokluğu, rahim içi yapışıklık varlığı, polip, myom gibi kavite içi oluşumların görülmesi, tüplerin tıkalı olması ya da hidrosalpenks denilen iltihabi tubal patolojilerin gözlenmesi gebelik ihtimalini düşürmektedir. Yumurtlama ile ilgili patolojiler benzer şekilde normal fizyolojinin sekteye uğramasına neden olmaktadır. Tiroid patolojileri, hipotiroidi-hipertiroidi, adrenal sistem hastalıkları, aşırı tüylenmeye sebebiyet verecek derecede endokrin değişimler ve diyabet gebe kalmayı geciktirmektedir. Pıhtılaşma bozuklukları, lupus gibi romatolojik hastalıklar ise oluşmuş gebelikler üzerine olumsuz etkide bulunabilmektedirler.Sonucta gebe  kalabilmek en büyük sağlık göstergelerinden biridir.

35 yaş altında olupda, düzenli ilişkiye rağmen  çocuk sahibi olamayan  çiftlerin çocuk sahibi olamama durumunda, yine 35 yaş üzerinde ise, 6 ay süre ile bebek istenilmesi ve düzenli ilişkiye rağmen gebe kalınamaması durumunda  ‘infertilite’ durumundan söz edilir.Bu durumlarda hekime başvurmak gerekir. Erkekte spermiyogram, kadında ise adetin ikinci veya üçüncü gününde hormon profiline baktırmak ve ilaçlı rahim ve yumurtalık yolları filmi çektirmek en temel doğurganlık testleri olarak gösterilmektedir.
İnfertilite ya da çocuk sahibi olamama kesinlik bir durum arz etmiyor. Araştırmalar, infertilite tanısı almış kişilerin üçte birine yakın kısmının zaman içinde çocuk sahibi olduğunu göstermektedir.
Çocuk sahibi olması için bir çiftin 3 faktöre ihtiyacı var. Bunlardan biri sperm, diğeri yumurta, üçüncüsü de spermle yumurtanın birleşmesini sağlayacak normal bir anatomik ortam( tüplerin açık veya kapalı olması). Son olarak da embriyonun gelişimini sağlayacak normal bir rahminin olması gerekiyor. Doğurganlık testlerinin tamamında da bunlar incelenmektedir.
 

Daha once sadece birkez düşük yapmış olan anne adaylarında yeni gebeliklerindeki düşük yapma olasılığında bir artış mevcuttur. Daha önce yapılan düşük sayısı ile yeni gebelikte oluşacak düşük sayısı arasında orantılı artış mevcut olmasına ragmen 3 yada daha fazla düşük yapmış bir bayanın bir sonraki gebeliğinde sağlıklı bir cocuk dünyaya getirme olasılığı yine %55 ile %75 arasındadır. Düşük yapılması durumunda moral bozulmamalı ,bir müddet sonra düşük nedenleri ile ilgili testler devreye sokulmalıdır.

Doğum kontrol haplarının içerisinde bulunan progesteron hormonu vücutta su ve tuz tutulumuna, dolayısıyla ödem ve şişliğe neden olabilir. Östrojen hormonu beyinde açlık merkezine etki ederek iştah artışına sebep olabilir, ancak şu an piyasada bulunan düşük doz östrojen içeren hapların iştah artışına ve kilo alımına neden olmadığı belirtilmektedir. Aşırı tuz alınımı ve iştah kontrol edilirse kilo alınımı söz konusu olmayacaktır.